Bazen de insanoğluyla hamal yokuş ilişkisi kurabiliriz.Yokuş adı üstünde yokuş işte çıkmak zor inmek kolaydır oradan.Sırtında yük olunca çıkabilene aşk olsun.Sen sana ait olanlarla çıkıyorsan yokuşu sana kalmış küfeden yükünü hafifletmek istersen birkaç şey atarsın bir kenara istersen de hepsini cana kuvvet taşırsın yol senin yokuş senin.Diyeceksiniz ki küfesiz çıkılmaz mı bu yokuş.Hiçbir şey taşımamak insana özgü değildir pek.Yokuşu çıktığınız da da bir nefes almak lazım gelir.Terinizi bir silip bir soluklanıp hadi bakalım demek lazım gelir.Aslında bundan sonrası dümdüz bir yol bile olsa yokuşu çıkar gibi yürür insan bundan böyle ,böyle yol alır insan.Yol alırken ister mola verirsiniz ister geldiğim yer hıh tamam burası dersiniz bunun kararını kim verebilir ki sizden başka.
yaşam keşfi
Hepimiz birer kaşifiz aslında yaşamda.
28 Ocak 2014 Salı
NE İSTERSENİZ(YA DA NE İSTERSİNİZ)
Yazacağım yazıya başlık koyamadım çünkü ne yazacağımı düşünmedim yazmak iyidir,iyi eder insanı,iyi gelir,kelimeler,harfler,cümleler insanın içindeki sağanaktır,acıyı dindirir,hüznü perçinler,insanı törpüler,coşkunu yineler,umut verir,vs... vs... vs... diye yazar insan.Yeryüzü ve gökyüzünün kesiştiği yerde durur insan bundandır bazen simsiyah bir bulut olur yağar,bazen hiddetlenir bir gök gürültüsü gibi bazen de toprak gibidir ne eksen onu verir sana.Doğa gibiyiz işte ama keşke onun kadar bakir kalabilsek.Kendimize bir koy buluruz yavaşça yaklaşıp oraya sığmayı hayal ederiz gemiler gibi.Koy bize izin verince de tüm yorgunluğu atarcasına dinleniriz yeni bir yola çıkmadan.Dalgalar gelir vurur gider deniz köpürür de köpürür ama kimin umurunda vurup kaçar nasılsa o dalganın sorunu deriz.Aşındıracağı ne olabilir ki neyi alıp götürebilir ki toprak değil ya bu aşındıra aşındıra birşey kalmasın.
Bazen de insanoğluyla hamal yokuş ilişkisi kurabiliriz.Yokuş adı üstünde yokuş işte çıkmak zor inmek kolaydır oradan.Sırtında yük olunca çıkabilene aşk olsun.Sen sana ait olanlarla çıkıyorsan yokuşu sana kalmış küfeden yükünü hafifletmek istersen birkaç şey atarsın bir kenara istersen de hepsini cana kuvvet taşırsın yol senin yokuş senin.Diyeceksiniz ki küfesiz çıkılmaz mı bu yokuş.Hiçbir şey taşımamak insana özgü değildir pek.Yokuşu çıktığınız da da bir nefes almak lazım gelir.Terinizi bir silip bir soluklanıp hadi bakalım demek lazım gelir.Aslında bundan sonrası dümdüz bir yol bile olsa yokuşu çıkar gibi yürür insan bundan böyle ,böyle yol alır insan.Yol alırken ister mola verirsiniz ister geldiğim yer hıh tamam burası dersiniz bunun kararını kim verebilir ki sizden başka.
İyi yolculuklar o zaman hepimize yol kimimiz için uzun, kimimiz içinse kısa yolumuz hayrola ...
Bazen de insanoğluyla hamal yokuş ilişkisi kurabiliriz.Yokuş adı üstünde yokuş işte çıkmak zor inmek kolaydır oradan.Sırtında yük olunca çıkabilene aşk olsun.Sen sana ait olanlarla çıkıyorsan yokuşu sana kalmış küfeden yükünü hafifletmek istersen birkaç şey atarsın bir kenara istersen de hepsini cana kuvvet taşırsın yol senin yokuş senin.Diyeceksiniz ki küfesiz çıkılmaz mı bu yokuş.Hiçbir şey taşımamak insana özgü değildir pek.Yokuşu çıktığınız da da bir nefes almak lazım gelir.Terinizi bir silip bir soluklanıp hadi bakalım demek lazım gelir.Aslında bundan sonrası dümdüz bir yol bile olsa yokuşu çıkar gibi yürür insan bundan böyle ,böyle yol alır insan.Yol alırken ister mola verirsiniz ister geldiğim yer hıh tamam burası dersiniz bunun kararını kim verebilir ki sizden başka.
22 Kasım 2013 Cuma
ADAB-I MUAŞERET
ADAB- I MUAŞERET
Keşke bu kadar basit bir olguyu başarabilsek!!!!Neyden mi bahsediyorum birlikte yaşayabilmekten,birlikte yaşayabilmenin kurallarına uyabilmekten.
Muaşeret birlikte yaşamak,adab-ı muaşeret de birlikte yaşama kuralları demektir.Yüzyıllar önce bu basit olguyu bizim dışımızda bir çok ülke başarabilmişken biz hala debelenip duruyor bizim gibi insanların söz hakkı yaptırımı olmadığı için de fazla müdaheleci olamıyoruz.Hal böyle olunca insanın içini bir sıkıntı kaplıyor,sokağa çıkmak istemiyor,ya da apartmanlar da oturmaktan kaçınır hale geliyoruz.Tüm bunları neden mi yazdım çünkü ülkemizde insanlar o kadar duyarsız hale geldiler ki insanın aklı mantığı almıyor.Yaşadığım yerde belediye çok güzel parklar bahçeler yapıyor gerçekten mükemmel bir peyzaj uyguluyorlar.Yapıldıkları ilk bir kaç gün çiçeklerin seyrine doya doya bakıyor,etraftaki küçük havuzların şırıltısını dinleyip ohhh ne mutlu böyle yerlerin yapılması diyorsunuz.Daha bunu aklınızdan geçirirken etraf çekirdek kabukları,içecek şişeleriyle,sigara izmaritleriyle,vs vs ile doluveriyor.Daha kendini eğitmeyi bilmeyen bir sürü cahil insanın ellerinde köpekleri çocuk parklarına,tüm bu bahsettiğimiz güzel alanlara tuvaletlerini yaptırmalarıyla etraf bir anda çöp yerine dönüşüveriyor.Bu insanları uyardığınızda da gezdirdikleri hayvanların seslerini onlar seslendiriyorlar özür dileyeceklerine yaptıklarının normal olduğunu söylüyorlar.Velhasıl ülkemizde günden güne sayıları çoğalan, eğitime muhtaç o kadar çok insan var ki insan biranda hayal ettiği o güzel ülke umudunu nerdeyse yitirir hale geliyor.Bunlar tabiki çok küçük örnekler.Benim yaşadığım binada toplam sadece altı aile var sanki ülkemden küçü bir kesit gibi.Bir tanesi sabah ezanını kaçırmayan ama komşusuna bir selamı esirgeyen tipik sözde dinine bağlı aile,bir tanesi gezi eylemlerine destek yürüyüşlerinde eline Türk bayrağını alıp koşa koşa giden ama bahçesinin ağaçları için tek damla suyu esirgeyen sözde okumuş bir aile,bir tanesi cimrilikten gözü dönmüş ortak kullanılan suyla fırsat kollayıp arabasını yıkamak isteyen bir selamsız,allahtan karşı komşumuz hala insanlığın biryerler de devam ettiğini hatırlatan mütevazi,içten insanlar.Elbette bunlar kimseyi ilgilendirmiyor ama bu sadece küçücük bir kesit,ülkemizin genelini düşünecek olursak içler acısı.Ülkesini,doğayı,insanı seven bir anne olarak endişe duyuyorum.Birlikte yaşamak oysa ki ne kadar kolay.Saygı duymak başta kendine sonra da insanlara ne kadar kolay ne kadar basit.Bu güzel ülkenin elbet bir gün kaderi değişecek bunu değiştirecek olan da yine biziz.En başta en yakın çevreden başlayıp işin doğrusu anlatmakla başlamalı insan.İnsanlarımızın bu hale gelmesinin en büyük nedeni insansızlaştırma,kendine yabancılaştırma,sevmeme,mülkiyetçilik,aşırı tüketim gibi saçma sapan, insanları insan olmaktan çıkartan sinsice içimizde dolaşan bu siyasi baskıcı düzendir.Yüzyıllar önce insanların bunu anlayıp yıktıkları düzenin bizler çok daha gerisine gidiyoruz bundan sıyrılmak için sadece insanca düşünmek yeterli çocuklarımız ve onların gelecekleri için kafamızı bir kaldırıp etrafımıza bakalım lütfen....
Keşke bu kadar basit bir olguyu başarabilsek!!!!Neyden mi bahsediyorum birlikte yaşayabilmekten,birlikte yaşayabilmenin kurallarına uyabilmekten.
7 Kasım 2013 Perşembe
SONBAHAR DA YAĞMUR...
SONBAHAR DA YAĞMUR...
Bir çocuk denize karşı oturmuş yanında bir kayık,karşısında bir kayık yol almış belli ki yorgun
Tüm balıkları toplamış sanki ağlar, hepsi sere serpe yatıyor ağın içinde
Çocuk durgun deniz yorgun
Çocuk mutlu deniz telaşlı
Tüm tuz her yanı
Yakın olan kayık uzak oldu
Çocuk kalktı kayık battı
Sağanak başladı aniden
Anlar anı oldu
Adı yağmur oldu
Bir çocuk denize karşı oturmuş yanında bir kayık,karşısında bir kayık yol almış belli ki yorgun
Tüm balıkları toplamış sanki ağlar, hepsi sere serpe yatıyor ağın içinde
Çocuk durgun deniz yorgun
Çocuk mutlu deniz telaşlı
Tüm tuz her yanı
Yakın olan kayık uzak oldu
Çocuk kalktı kayık battı
Sağanak başladı aniden
Anlar anı oldu
Adı yağmur oldu
31 Ekim 2013 Perşembe
HAYAL ET BELKİ OLUR!!!!
Hayal kurmak !Sizleri bilmem ama beni en çok mutlu eden zaman dilimidir.Hayal kurmak ne parayladır,ne sınırı vardır ne de yeri.Hayal kurmak güzeldir hayata dairdir,hayatta yapmak istediklerinizdir,sizsinizdir bazen,bazen de olmak istediğinizdir.Daha hayal kelimesini duyar duymaz hemen aklıma çiçeklerle,ağaçlarla dolu güzel bir bahçe ve verandası olan bir ev aklıma gelir.Geniş bir kitaplık,bi dolu müzik arşivi,sevdikleriniz ve siz ,işte HAYAT daha fazlası nedir merak ediyorum ya da daha fazlası var mıdır?Mutlaka herkesin hayal ettikleri farklıdır ama hayatta fazla tüketime yönelik olan hiç birşey hoşuma gitmiyor.Aşkı tüketmek,sevgiyi saygıyı tüketmek,fazla ayakkabılar,fazla kıyafetler,fazla eşyalar,vs vs....Fazla olan her şey fazla çabuk tüketiliyor.Günümüz toplumunda artık mutlu olmak diye bir kavram yok.Çünkü artık her şeye ulaşmak çok kolay.Eskiden insanlar birini sevdiklerinde yıllarca beklemesi gerekiyorsa beklermiş sevdası uğruna,eğer ayakkabın eskidiyse yenisi bir başka bayrama imiş,karnın açsa akşam kurulacak ailecek yenecek sofrayı beklermişsin.Hal böyle olunca hayaller de farklı oluyor tabi.Kimi lüks bir otomobili,kimi lüks bir evi,kimi de ne zaman neye harcayacağını bilmediği parayı hayal eder oldu.Herkes mutsuz,herkes şikayetçi,herkesin yüzü asık,artık kimse kimseye selam bile vermiyor küçücük bir günaydını,bir merhabayı esirger olmuş.Benim hayatı çok çözdüğüm söylenemez ama bildiğim öğrendiğim bir şey varsa hayat o kadar da ciddiye alınacak bir şey değil.Bizler nasılsak hayat ta öyle,doğuyoruz ,büyüyoruz,ölüyoruz.Büyümekle ölmek arası olan zaman da yaşam ona bakabildiğimiz kadar,ona dokunabildiğimiz kadar.Herkes payına düşeni yaşıyor.Yıllar geçiyor belki ama daha geriye gidiyoruz daha da köreliyoruz.Bu çıkmazdan kurtulmak için hayallerimizi sadeleştirmek yaşantımızı daha öz kılmak bizi daha mutlu insanlar yapacaktır.O zaman herkes gözlerini kapasın ve hayal kurmaya başlasın eğer yanınıza aldıklarınız fazla geldiyse hemen kurtulun onlardan.Ben şuanda verandada iyi bir kitaba başladım bile ya siz....
26 Ekim 2013 Cumartesi
BİNECEĞİN TRENLERİN SOLUĞU TÜKENMESİN......
İlginç bir başlık öyle değil mi?Beni çok etkiledi zaten yıllar evvel kitabını okuduğumda da ne kadar acı çekmiş,ne kadar sevmiş,ne kadar derin bi adammış demiştim evet ''Ahmed Arif'' Bu sıralar okumakta olduğum kitaplardan biri beni bi hayli etkiledi zaten evvelden beridir böyle aşklara sevdalara sevgilere hayranlığım hiç şüphesiz hep vardı.Yıl 1954-59 düşünsenize o yıllarda sevdalar ilişkiler nasılda naif,nasıl da berrak,saf,anlamlı ve güzel.Ahmed Arif ,çok ama çok sevdiğim rahmetli Leyla Erbil e sevdalıymış meğer yıllar sonra yazdığı mektuplar şimdi İş Bankası kültür yayınlarından Leylim Leylim isimli kitapla basıldı.Ahmed Arif in aşkı karşılık bulamamış hatta mektuplarına nice zaman cevap gelmemiş ama yine de sevdasından vazgeçmemiş.Öyle dilekler de bulunmuş ki mektup sonlarında öyle vedalar etmiş ki insanı etkilememesi imkansız.Bineceğin trenlerin soluğu tükenmesin,ayağını attığın yerler deprem görmesin,denizler uslu,vapurlar yollu olsun ferman etki rüzgar beni de alıp oralara atsın.Ben vay be diyorum!!!!!
Günümüz aşkları( sözde aşklar),sevgileri bunların yanında yalan kalır.Şimdiler de adına özgürlük denilen kadının erkekten,erkeğin de kadından hevesini alıp da sen de ben de özgürüz canım dedikleri buna da sevgi,ilişki dedikleri beraberlikler moda daha doğrusu ilişki bu olmalıymış(bak bak...)Yahu ben neyleyim ki sensiz geçecek masanın muhabbetini neyleyim sensiz geçirdiğim zamanları.Sen yoksan ben de yokum,sen varsan ben de varım sen benim sevdamsın sen benim yol arkadaşım sen benim can yoldaşımsın,hem yol arkadaşlığı yolu birlikte tamamlamaktır kıyamadığım...Birlikte başlanmışsa can yoldaşlığına,kahkahalara,bir kadeh rakının muhabbetine böyle geçip gitmeli yıllar sevdanı dost eylediğin üç günlük ömürde.Ta ki bahçende yanyana iki koltuk bir şalla oturup da tarçın kokusunu bir fincandan paylaşana dek.İşte belki 50 li li yıllarda değiliz ama benim sevda anlayaşım da bu, bu yüzdendir günümüze pek ayak uyduramayaşım varsın uymasın Ahmed Arif in dediği gibi bir mertebe sayılırsa bizimkisi işte öyle'' insanız biz!!!!''
Herkese bol okumalı,okuduğunu anlamalı bi haftasonu diliyorum)))
İlginç bir başlık öyle değil mi?Beni çok etkiledi zaten yıllar evvel kitabını okuduğumda da ne kadar acı çekmiş,ne kadar sevmiş,ne kadar derin bi adammış demiştim evet ''Ahmed Arif'' Bu sıralar okumakta olduğum kitaplardan biri beni bi hayli etkiledi zaten evvelden beridir böyle aşklara sevdalara sevgilere hayranlığım hiç şüphesiz hep vardı.Yıl 1954-59 düşünsenize o yıllarda sevdalar ilişkiler nasılda naif,nasıl da berrak,saf,anlamlı ve güzel.Ahmed Arif ,çok ama çok sevdiğim rahmetli Leyla Erbil e sevdalıymış meğer yıllar sonra yazdığı mektuplar şimdi İş Bankası kültür yayınlarından Leylim Leylim isimli kitapla basıldı.Ahmed Arif in aşkı karşılık bulamamış hatta mektuplarına nice zaman cevap gelmemiş ama yine de sevdasından vazgeçmemiş.Öyle dilekler de bulunmuş ki mektup sonlarında öyle vedalar etmiş ki insanı etkilememesi imkansız.Bineceğin trenlerin soluğu tükenmesin,ayağını attığın yerler deprem görmesin,denizler uslu,vapurlar yollu olsun ferman etki rüzgar beni de alıp oralara atsın.Ben vay be diyorum!!!!!
Günümüz aşkları( sözde aşklar),sevgileri bunların yanında yalan kalır.Şimdiler de adına özgürlük denilen kadının erkekten,erkeğin de kadından hevesini alıp da sen de ben de özgürüz canım dedikleri buna da sevgi,ilişki dedikleri beraberlikler moda daha doğrusu ilişki bu olmalıymış(bak bak...)Yahu ben neyleyim ki sensiz geçecek masanın muhabbetini neyleyim sensiz geçirdiğim zamanları.Sen yoksan ben de yokum,sen varsan ben de varım sen benim sevdamsın sen benim yol arkadaşım sen benim can yoldaşımsın,hem yol arkadaşlığı yolu birlikte tamamlamaktır kıyamadığım...Birlikte başlanmışsa can yoldaşlığına,kahkahalara,bir kadeh rakının muhabbetine böyle geçip gitmeli yıllar sevdanı dost eylediğin üç günlük ömürde.Ta ki bahçende yanyana iki koltuk bir şalla oturup da tarçın kokusunu bir fincandan paylaşana dek.İşte belki 50 li li yıllarda değiliz ama benim sevda anlayaşım da bu, bu yüzdendir günümüze pek ayak uyduramayaşım varsın uymasın Ahmed Arif in dediği gibi bir mertebe sayılırsa bizimkisi işte öyle'' insanız biz!!!!''
22 Ekim 2013 Salı
Zaman ne zaman!!!!!
Aklımdakiler ve ben bakalım nereye kadar böyle gideceğiz tabi ki bişey anlamadınız.Yapmayı istediğim şeylerin sayısı o kadar arttı ki nereden nasıl başlasam bilemiyorum.Doğumdan sonra güzel kızımıza tüm zamanımı ayırdığım için bir süre kitaplarımdan ayrı kalmıştım takip ettiğim dergiler,yeni çıkan yazarlar,kitaplar hep askıya alınmıştı neyse ki Yağmur umuzun biraz büyümesiyle birlikte bana kalan zamanlar az da olsa çoğaldı örneğin onun öğle uykusu sırasında kitap okuyup bişeyler karalamaya zamanım olabiliyor artık.Ama yine de bu bana yetmiyor çünkü aklımdakiler demiştim ya onları bi sıraya koyup başlamak istiyorum biran önce ilk olarak bodrumda duran eski iki etijeri zımparalayıp boyamakla başlamak istiyorum sonra balkondaki masa ve sandalyeleri bahçemizin o iç karartan çirkin rengini değiştirmek istiyorum tüm bunları yaptıktan sonra eski ve yeni halleriyle sizlerle paylaşmak istiyorum.Sonra hayatım da hiç örgü örmedim becerikli de sayılmam bu tip işlerde ama annemin yardımını alarak kızıma ben ördüm diyebileceğim bir hırka örmek istiyorum ve bir de bebekler var kafamda yapmayı istediğim.Sakın yanlış anlaşılmasın kesinlikle tek çocuk yeterrrrr)))))benim kastettiğim bez bebekler yapınca bunları da sizlerle paylaşmak istiyorum.Şimdilik bu kadar yapmak istediklerim umarım bu kışı dolu dolu geçirebilirim.Hayat ertelemeye gelmeyecek kadar kısa!!!!Bu saydıklarımı yapan çok becerikli insanlar var ve ben bu insanları canı gönülden kutluyorum gıpta ediyorum.
Aklımdakiler ve ben bakalım nereye kadar böyle gideceğiz tabi ki bişey anlamadınız.Yapmayı istediğim şeylerin sayısı o kadar arttı ki nereden nasıl başlasam bilemiyorum.Doğumdan sonra güzel kızımıza tüm zamanımı ayırdığım için bir süre kitaplarımdan ayrı kalmıştım takip ettiğim dergiler,yeni çıkan yazarlar,kitaplar hep askıya alınmıştı neyse ki Yağmur umuzun biraz büyümesiyle birlikte bana kalan zamanlar az da olsa çoğaldı örneğin onun öğle uykusu sırasında kitap okuyup bişeyler karalamaya zamanım olabiliyor artık.Ama yine de bu bana yetmiyor çünkü aklımdakiler demiştim ya onları bi sıraya koyup başlamak istiyorum biran önce ilk olarak bodrumda duran eski iki etijeri zımparalayıp boyamakla başlamak istiyorum sonra balkondaki masa ve sandalyeleri bahçemizin o iç karartan çirkin rengini değiştirmek istiyorum tüm bunları yaptıktan sonra eski ve yeni halleriyle sizlerle paylaşmak istiyorum.Sonra hayatım da hiç örgü örmedim becerikli de sayılmam bu tip işlerde ama annemin yardımını alarak kızıma ben ördüm diyebileceğim bir hırka örmek istiyorum ve bir de bebekler var kafamda yapmayı istediğim.Sakın yanlış anlaşılmasın kesinlikle tek çocuk yeterrrrr)))))benim kastettiğim bez bebekler yapınca bunları da sizlerle paylaşmak istiyorum.Şimdilik bu kadar yapmak istediklerim umarım bu kışı dolu dolu geçirebilirim.Hayat ertelemeye gelmeyecek kadar kısa!!!!Bu saydıklarımı yapan çok becerikli insanlar var ve ben bu insanları canı gönülden kutluyorum gıpta ediyorum.
17 Ekim 2013 Perşembe
Merhaba Eylül !!!
Merhaba Eylül ve sonbahar sevenler!!!!
Ben tam bir sonbahar sevicisiyim. Sonbahar yeni kıpırtılardır yazın sahteliğinden çıkıp da doğayı,kendinizi,çevrenizi,yaşamınızı daha bi berrak gördüğünüz mevsimdir Sonbahar.Yazılar yazasınız,kitaplar okuyasınız,gezip keşifler yapasınız gelir bu mevsimde.Boğucu yazdan sıcaktan sonra gerçek bi serinlik istersiniz en çok da bi ağaç altı şöyle koca bi çınarın altı belki.Gözlerinizi kapatıp birazcık uyusanız oracıkta ne de güzel olur.Sonra sabahın erken saatlerinde kalkıp kapıyı pencereyi açsanız yüzünüze vuran serin rüzgarla yüzünüzü yıkasanız ardından bi kahve ya da bi bardak çay ne de güzel gider yeni başlayan günle.Gazetenizi ya da kitaplarınızı alıp şöyle biraz balkon keyfi yapmak ne de iyi gelir insana.Offff tüm bunları yapmaya aşık insan olarak bu küçük keyifleri olabildiğince az yapıyorum çünkü küçük bi kızım var büyümeye çalışan.Yağmur umun uyuduğu vakitlere sığdırmaya çalışıyorum okumaları,yazmaları,bi fincan kahveyi))))Nice yıllar ben sonbaharı hep böyle karşıladım şimdi Yağmurlu zamanlarla karşılama vakti...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

