31 Ekim 2013 Perşembe
HAYAL ET BELKİ OLUR!!!!
Hayal kurmak !Sizleri bilmem ama beni en çok mutlu eden zaman dilimidir.Hayal kurmak ne parayladır,ne sınırı vardır ne de yeri.Hayal kurmak güzeldir hayata dairdir,hayatta yapmak istediklerinizdir,sizsinizdir bazen,bazen de olmak istediğinizdir.Daha hayal kelimesini duyar duymaz hemen aklıma çiçeklerle,ağaçlarla dolu güzel bir bahçe ve verandası olan bir ev aklıma gelir.Geniş bir kitaplık,bi dolu müzik arşivi,sevdikleriniz ve siz ,işte HAYAT daha fazlası nedir merak ediyorum ya da daha fazlası var mıdır?Mutlaka herkesin hayal ettikleri farklıdır ama hayatta fazla tüketime yönelik olan hiç birşey hoşuma gitmiyor.Aşkı tüketmek,sevgiyi saygıyı tüketmek,fazla ayakkabılar,fazla kıyafetler,fazla eşyalar,vs vs....Fazla olan her şey fazla çabuk tüketiliyor.Günümüz toplumunda artık mutlu olmak diye bir kavram yok.Çünkü artık her şeye ulaşmak çok kolay.Eskiden insanlar birini sevdiklerinde yıllarca beklemesi gerekiyorsa beklermiş sevdası uğruna,eğer ayakkabın eskidiyse yenisi bir başka bayrama imiş,karnın açsa akşam kurulacak ailecek yenecek sofrayı beklermişsin.Hal böyle olunca hayaller de farklı oluyor tabi.Kimi lüks bir otomobili,kimi lüks bir evi,kimi de ne zaman neye harcayacağını bilmediği parayı hayal eder oldu.Herkes mutsuz,herkes şikayetçi,herkesin yüzü asık,artık kimse kimseye selam bile vermiyor küçücük bir günaydını,bir merhabayı esirger olmuş.Benim hayatı çok çözdüğüm söylenemez ama bildiğim öğrendiğim bir şey varsa hayat o kadar da ciddiye alınacak bir şey değil.Bizler nasılsak hayat ta öyle,doğuyoruz ,büyüyoruz,ölüyoruz.Büyümekle ölmek arası olan zaman da yaşam ona bakabildiğimiz kadar,ona dokunabildiğimiz kadar.Herkes payına düşeni yaşıyor.Yıllar geçiyor belki ama daha geriye gidiyoruz daha da köreliyoruz.Bu çıkmazdan kurtulmak için hayallerimizi sadeleştirmek yaşantımızı daha öz kılmak bizi daha mutlu insanlar yapacaktır.O zaman herkes gözlerini kapasın ve hayal kurmaya başlasın eğer yanınıza aldıklarınız fazla geldiyse hemen kurtulun onlardan.Ben şuanda verandada iyi bir kitaba başladım bile ya siz....
26 Ekim 2013 Cumartesi
BİNECEĞİN TRENLERİN SOLUĞU TÜKENMESİN......
İlginç bir başlık öyle değil mi?Beni çok etkiledi zaten yıllar evvel kitabını okuduğumda da ne kadar acı çekmiş,ne kadar sevmiş,ne kadar derin bi adammış demiştim evet ''Ahmed Arif'' Bu sıralar okumakta olduğum kitaplardan biri beni bi hayli etkiledi zaten evvelden beridir böyle aşklara sevdalara sevgilere hayranlığım hiç şüphesiz hep vardı.Yıl 1954-59 düşünsenize o yıllarda sevdalar ilişkiler nasılda naif,nasıl da berrak,saf,anlamlı ve güzel.Ahmed Arif ,çok ama çok sevdiğim rahmetli Leyla Erbil e sevdalıymış meğer yıllar sonra yazdığı mektuplar şimdi İş Bankası kültür yayınlarından Leylim Leylim isimli kitapla basıldı.Ahmed Arif in aşkı karşılık bulamamış hatta mektuplarına nice zaman cevap gelmemiş ama yine de sevdasından vazgeçmemiş.Öyle dilekler de bulunmuş ki mektup sonlarında öyle vedalar etmiş ki insanı etkilememesi imkansız.Bineceğin trenlerin soluğu tükenmesin,ayağını attığın yerler deprem görmesin,denizler uslu,vapurlar yollu olsun ferman etki rüzgar beni de alıp oralara atsın.Ben vay be diyorum!!!!!
Günümüz aşkları( sözde aşklar),sevgileri bunların yanında yalan kalır.Şimdiler de adına özgürlük denilen kadının erkekten,erkeğin de kadından hevesini alıp da sen de ben de özgürüz canım dedikleri buna da sevgi,ilişki dedikleri beraberlikler moda daha doğrusu ilişki bu olmalıymış(bak bak...)Yahu ben neyleyim ki sensiz geçecek masanın muhabbetini neyleyim sensiz geçirdiğim zamanları.Sen yoksan ben de yokum,sen varsan ben de varım sen benim sevdamsın sen benim yol arkadaşım sen benim can yoldaşımsın,hem yol arkadaşlığı yolu birlikte tamamlamaktır kıyamadığım...Birlikte başlanmışsa can yoldaşlığına,kahkahalara,bir kadeh rakının muhabbetine böyle geçip gitmeli yıllar sevdanı dost eylediğin üç günlük ömürde.Ta ki bahçende yanyana iki koltuk bir şalla oturup da tarçın kokusunu bir fincandan paylaşana dek.İşte belki 50 li li yıllarda değiliz ama benim sevda anlayaşım da bu, bu yüzdendir günümüze pek ayak uyduramayaşım varsın uymasın Ahmed Arif in dediği gibi bir mertebe sayılırsa bizimkisi işte öyle'' insanız biz!!!!''
Herkese bol okumalı,okuduğunu anlamalı bi haftasonu diliyorum)))
İlginç bir başlık öyle değil mi?Beni çok etkiledi zaten yıllar evvel kitabını okuduğumda da ne kadar acı çekmiş,ne kadar sevmiş,ne kadar derin bi adammış demiştim evet ''Ahmed Arif'' Bu sıralar okumakta olduğum kitaplardan biri beni bi hayli etkiledi zaten evvelden beridir böyle aşklara sevdalara sevgilere hayranlığım hiç şüphesiz hep vardı.Yıl 1954-59 düşünsenize o yıllarda sevdalar ilişkiler nasılda naif,nasıl da berrak,saf,anlamlı ve güzel.Ahmed Arif ,çok ama çok sevdiğim rahmetli Leyla Erbil e sevdalıymış meğer yıllar sonra yazdığı mektuplar şimdi İş Bankası kültür yayınlarından Leylim Leylim isimli kitapla basıldı.Ahmed Arif in aşkı karşılık bulamamış hatta mektuplarına nice zaman cevap gelmemiş ama yine de sevdasından vazgeçmemiş.Öyle dilekler de bulunmuş ki mektup sonlarında öyle vedalar etmiş ki insanı etkilememesi imkansız.Bineceğin trenlerin soluğu tükenmesin,ayağını attığın yerler deprem görmesin,denizler uslu,vapurlar yollu olsun ferman etki rüzgar beni de alıp oralara atsın.Ben vay be diyorum!!!!!
Günümüz aşkları( sözde aşklar),sevgileri bunların yanında yalan kalır.Şimdiler de adına özgürlük denilen kadının erkekten,erkeğin de kadından hevesini alıp da sen de ben de özgürüz canım dedikleri buna da sevgi,ilişki dedikleri beraberlikler moda daha doğrusu ilişki bu olmalıymış(bak bak...)Yahu ben neyleyim ki sensiz geçecek masanın muhabbetini neyleyim sensiz geçirdiğim zamanları.Sen yoksan ben de yokum,sen varsan ben de varım sen benim sevdamsın sen benim yol arkadaşım sen benim can yoldaşımsın,hem yol arkadaşlığı yolu birlikte tamamlamaktır kıyamadığım...Birlikte başlanmışsa can yoldaşlığına,kahkahalara,bir kadeh rakının muhabbetine böyle geçip gitmeli yıllar sevdanı dost eylediğin üç günlük ömürde.Ta ki bahçende yanyana iki koltuk bir şalla oturup da tarçın kokusunu bir fincandan paylaşana dek.İşte belki 50 li li yıllarda değiliz ama benim sevda anlayaşım da bu, bu yüzdendir günümüze pek ayak uyduramayaşım varsın uymasın Ahmed Arif in dediği gibi bir mertebe sayılırsa bizimkisi işte öyle'' insanız biz!!!!''
22 Ekim 2013 Salı
Zaman ne zaman!!!!!
Aklımdakiler ve ben bakalım nereye kadar böyle gideceğiz tabi ki bişey anlamadınız.Yapmayı istediğim şeylerin sayısı o kadar arttı ki nereden nasıl başlasam bilemiyorum.Doğumdan sonra güzel kızımıza tüm zamanımı ayırdığım için bir süre kitaplarımdan ayrı kalmıştım takip ettiğim dergiler,yeni çıkan yazarlar,kitaplar hep askıya alınmıştı neyse ki Yağmur umuzun biraz büyümesiyle birlikte bana kalan zamanlar az da olsa çoğaldı örneğin onun öğle uykusu sırasında kitap okuyup bişeyler karalamaya zamanım olabiliyor artık.Ama yine de bu bana yetmiyor çünkü aklımdakiler demiştim ya onları bi sıraya koyup başlamak istiyorum biran önce ilk olarak bodrumda duran eski iki etijeri zımparalayıp boyamakla başlamak istiyorum sonra balkondaki masa ve sandalyeleri bahçemizin o iç karartan çirkin rengini değiştirmek istiyorum tüm bunları yaptıktan sonra eski ve yeni halleriyle sizlerle paylaşmak istiyorum.Sonra hayatım da hiç örgü örmedim becerikli de sayılmam bu tip işlerde ama annemin yardımını alarak kızıma ben ördüm diyebileceğim bir hırka örmek istiyorum ve bir de bebekler var kafamda yapmayı istediğim.Sakın yanlış anlaşılmasın kesinlikle tek çocuk yeterrrrr)))))benim kastettiğim bez bebekler yapınca bunları da sizlerle paylaşmak istiyorum.Şimdilik bu kadar yapmak istediklerim umarım bu kışı dolu dolu geçirebilirim.Hayat ertelemeye gelmeyecek kadar kısa!!!!Bu saydıklarımı yapan çok becerikli insanlar var ve ben bu insanları canı gönülden kutluyorum gıpta ediyorum.
Aklımdakiler ve ben bakalım nereye kadar böyle gideceğiz tabi ki bişey anlamadınız.Yapmayı istediğim şeylerin sayısı o kadar arttı ki nereden nasıl başlasam bilemiyorum.Doğumdan sonra güzel kızımıza tüm zamanımı ayırdığım için bir süre kitaplarımdan ayrı kalmıştım takip ettiğim dergiler,yeni çıkan yazarlar,kitaplar hep askıya alınmıştı neyse ki Yağmur umuzun biraz büyümesiyle birlikte bana kalan zamanlar az da olsa çoğaldı örneğin onun öğle uykusu sırasında kitap okuyup bişeyler karalamaya zamanım olabiliyor artık.Ama yine de bu bana yetmiyor çünkü aklımdakiler demiştim ya onları bi sıraya koyup başlamak istiyorum biran önce ilk olarak bodrumda duran eski iki etijeri zımparalayıp boyamakla başlamak istiyorum sonra balkondaki masa ve sandalyeleri bahçemizin o iç karartan çirkin rengini değiştirmek istiyorum tüm bunları yaptıktan sonra eski ve yeni halleriyle sizlerle paylaşmak istiyorum.Sonra hayatım da hiç örgü örmedim becerikli de sayılmam bu tip işlerde ama annemin yardımını alarak kızıma ben ördüm diyebileceğim bir hırka örmek istiyorum ve bir de bebekler var kafamda yapmayı istediğim.Sakın yanlış anlaşılmasın kesinlikle tek çocuk yeterrrrr)))))benim kastettiğim bez bebekler yapınca bunları da sizlerle paylaşmak istiyorum.Şimdilik bu kadar yapmak istediklerim umarım bu kışı dolu dolu geçirebilirim.Hayat ertelemeye gelmeyecek kadar kısa!!!!Bu saydıklarımı yapan çok becerikli insanlar var ve ben bu insanları canı gönülden kutluyorum gıpta ediyorum.
17 Ekim 2013 Perşembe
Merhaba Eylül !!!
Merhaba Eylül ve sonbahar sevenler!!!!
Ben tam bir sonbahar sevicisiyim. Sonbahar yeni kıpırtılardır yazın sahteliğinden çıkıp da doğayı,kendinizi,çevrenizi,yaşamınızı daha bi berrak gördüğünüz mevsimdir Sonbahar.Yazılar yazasınız,kitaplar okuyasınız,gezip keşifler yapasınız gelir bu mevsimde.Boğucu yazdan sıcaktan sonra gerçek bi serinlik istersiniz en çok da bi ağaç altı şöyle koca bi çınarın altı belki.Gözlerinizi kapatıp birazcık uyusanız oracıkta ne de güzel olur.Sonra sabahın erken saatlerinde kalkıp kapıyı pencereyi açsanız yüzünüze vuran serin rüzgarla yüzünüzü yıkasanız ardından bi kahve ya da bi bardak çay ne de güzel gider yeni başlayan günle.Gazetenizi ya da kitaplarınızı alıp şöyle biraz balkon keyfi yapmak ne de iyi gelir insana.Offff tüm bunları yapmaya aşık insan olarak bu küçük keyifleri olabildiğince az yapıyorum çünkü küçük bi kızım var büyümeye çalışan.Yağmur umun uyuduğu vakitlere sığdırmaya çalışıyorum okumaları,yazmaları,bi fincan kahveyi))))Nice yıllar ben sonbaharı hep böyle karşıladım şimdi Yağmurlu zamanlarla karşılama vakti...
Merhaba Ekim !!!
Merhaba Ekim!!!
Güneşli mi güneşli bir Ekim günündeyiz çünkü burası Antalya çok sıcağı sevdiğim söylenemez ama balkonumuzdan içeri süzülen gün ışığı güzel insanın içine farklı bi sıcaklık sağlıyor.Aslında kitaplıkta duran okunmayı bekleyen bir sürü kitabım var ama bloğa da yazı yazasım var.Kitaplar,kitapçılar olmazsa olmazlarımdan.Kitapçıları dolaşırken benim için saatler durur,zaman sadece orada akar,hiç bitmese isterim o raflara bakmalar,o yazarlara dokunmalar.Bilmem sizlerde öyle misiniz ama bana heyecan verir aldığım kitaplar kapaklarına bakar onları sanki çocuklarımmış gibi severim.Çok yaşlanınca sanırım kızımıza bırakacağımız güzel bir kütüphane olacak umarım o da bizim gibi kitapları çok sever.İ yiki varsınız kitaplar,kitapçılar ve yazarlar!!!!!!Şimdi biraz da okuma zamanı))))
Güneşli mi güneşli bir Ekim günündeyiz çünkü burası Antalya çok sıcağı sevdiğim söylenemez ama balkonumuzdan içeri süzülen gün ışığı güzel insanın içine farklı bi sıcaklık sağlıyor.Aslında kitaplıkta duran okunmayı bekleyen bir sürü kitabım var ama bloğa da yazı yazasım var.Kitaplar,kitapçılar olmazsa olmazlarımdan.Kitapçıları dolaşırken benim için saatler durur,zaman sadece orada akar,hiç bitmese isterim o raflara bakmalar,o yazarlara dokunmalar.Bilmem sizlerde öyle misiniz ama bana heyecan verir aldığım kitaplar kapaklarına bakar onları sanki çocuklarımmış gibi severim.Çok yaşlanınca sanırım kızımıza bırakacağımız güzel bir kütüphane olacak umarım o da bizim gibi kitapları çok sever.İ yiki varsınız kitaplar,kitapçılar ve yazarlar!!!!!!Şimdi biraz da okuma zamanı))))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

